• Mehmet Akgün

Eğitmenin Pandemiyle İmtihanı

En son güncellendiği tarih: Eyl 8



Pandemi sürecinde hepimiz eve kapandık. İşini evinden yapabilenler bu süreci ekonomik açıdan daha az etkilenerek atlattı. Şüphesiz ki uzaktan çalışmaya adapte olmamış iş kollarında bu dönem çok sancılı geçiyor. Eğitim sektöründeki birçok çalışan bu baş ağrısını çekiyor.


Eğitmenler bu süreçten nasıl etkilendi?

Gelin, pandemi öncesindeki eğitmenlerin hayatını kısaca hatırlayalım...


Kurumsal eğitmenler firmalara adam-gün üzerinden teklif verirdi. Müşteri bu teklifi kabul ederse firmanın belirlediği bir mekanda, örneğin bir otel veya firmanın kendi eğitim salonu, eğitim faaliyeti "yüz-yüze" icra edilirdi. Eğitimlerin neredeyse tamamı yüzyüze yapılıyordu.

Kullanılan eğitim teknolojisine gelecek olursak. Eğitmenlerin çoğu eğitim teknolojisi olarak Power Point'ten öteye gidemezken azınlıkta olan bir kesim LMS, e-learning, micro-learning, gamification gibi kavramlara hakimdi. Neredeyse tüm eğitmenlerin ortak özelliği, aynı mekanda olmayan öğrencilerine nasıl eğitim vereceklerini bilmemeleriydi. Daha da önemlisi, hayatlarını uzaktan eğitim vererek nasıl kazanacaklarını bilmiyorlardı. Şimdiye kadar buna hiç gerek duymamışlardı aslında. Çünkü öğrenciler eğitim salonunda onları bekliyordu. Eskiden beri olduğu şekilde, kendi öğretmenlerinden gördükleri gibi olmaları, belki biraz fazlası, yeterliydi:


"İlk izlenim önemlidir, giyim tarzı karakteri yansıtır, beden dilini iyi kullan, tüm sınıfa hakim ol, enerji seviyesini kontrol et, bol espri yap...vs".


Gün sonunda tahtaya iletişim bilgileri yazılır, sosyal medya hesapları da ihmal edilmez. Efendim böyle eğlenceli bir eğitimi toplu olarak çekilen bir selfie ile taçlandırmak adettendir.


Eğitim tamam.


Tamam olmadığını bize pandemi gösterdi.


Ve pandemi...

Okullar, oteller, iş yerleri, ulaşım...

Herşey kapandı. Sınıflar boşaldı. Bu ortamda eğitim verebilmek gerçekten çok güç, neredeyse imkansız. Eğer hazırlıklı değilseniz!


Uzaktan eğitime kim ne kadar hazır?

Milyonlarca öğrencisine rağmen yine en hazırlıklı olan kesimin Milli Eğitim Bakanlığı olduğunu gördük.

Son derece başarılı bulduğum EBA TV sistemini hızla devreye aldılar. Gerçi sonraki günlerde kullanım oldukça düştü ama bu durum bile EBA'nın başarılı çizgisine gölge düşüremedi bence. Özel okullar ise biraz bocalama yaşasalar da hızla yetiştiler. Öğrencilerin ne kadarının ders saatinde ekran başında olduğu konusu da tabii ki çok önemli ama ayrı bir tartışmanın konusu.


Peki bu kurumlarda maaşlı personel olarak çalışan öğretmenler? Merkezi otoriteler tarafından çözülen bu problemde onlara pek fazla iş düşmedi. Maaşlarını almaya devam ettiler. Diğerleriyse, yani hayatını eğitim vermekle kazanan binlerce profesyonel eğitmen bir anda işsiz güçsüz kalıverdi.


"Mum dibini aydınlatmaz"

Yıllar yılı eğitmenler bize; herşeyin geliştirilebileceğini, sürekli öğrenmenin mümkün olduğunu, kişinin yerinde saymaması ve çağı yakalaması gerektiğini anlattılar. Fakat malesef birçoğu hızla perondan ayrılan teknoloji trenine el sallayıp sınıflarına geri döndüler. Değişimin ve gelişimin kendileri için de gerekli olduğunu çok geç farkedebildiler.


Olayın vehametini anlatmaya yeter mi bilmem ama henüz geçen hafta yaşadığım bir olayı aktarmak isterim. Uzaktan eğitim desteği, oyunlaştırılmış sınavlar ve akılda kalıcılık için geliştirilen mobixa.net teknolojisini videokonferans ortamında bir firmaya anlatıyordum.

Firmanın eğitim departmanı yöneticisi "biz eğitim teknolojisi olarak eğitmenin tüm ekibe internet üzerinden konu anlatabileceği birşey bakıyoruz. Hazırladığımız videoları kaydedip yayınlayabilirsek daha da iyi olur." dedi.

Zoom+Youtube ikilisi işlerini kolayca görebilirdi ! Bunların birer eğitim sistemi olmadığını anlatmaya çalışmadım bile. Eğitim ortamı ile eğitim sistemini birbirine karıştırmışlar. Benzer kafa karışıklıklarını çoğumuz yaşıyoruz.


Peki eğitim teknolojileri ile ilgili en çok karıştırılan şeyler neler?

  • Ortam. Eskiden sınıflar ve eğitim salonları vardı. Yeni normalde en büyük değişiklik sınıfların videokonferans ortamına taşınmış olması. Birçok iletişim platformu gibi Zoom da bir eğitim teknolojisi değildir. Sadece bir iletişim ortamıdır. "Teknolojiyi yakaladık, eğitimlerimizi videokonferansa taşıdık" sözü günümüzde geçerliliğini yitirmiştir.

  • Digitalleşme. Birşeyin bilgisayar ortamına taşınmış olması teknolojik olduğu anlamına gelmez. Bundan 30 sene önce öyleydi ama artık değil. Günümüzde digitalleşme, sadece kağıttaki bilgilerin bilgisayara aktarılmış olması değildir. Çok daha fazlasıdır.


Neleri farklı yapmalısınız? (veya yapmamalısınız)

  • Hafiyelik. Eğitmenler ve eğitim departmanı yöneticileri kontrolün ellerinden gitmemesi için pandemi döneminde bir refleks geliştirdiler. Hafiyelik refleksi.

"Personeller gönderdiğimiz eğitim dokümanlarına bakmış mı? Hangi sayfalarını atlamış? xxxxx tarihine kadar kimler dokümanı/videoyu seyretmiş? Kimler seyretmemiş? Bu ay ....... e-eğitmini yarıda bırakanların listesi vb."


Sizi bilmem ama ben yönettiğim hiçbir ekipte bu tür raporlara bakmadım, hiç önem vermedim. Bu tür raporlar sizi hatalı yönlendirebilir ve kişiler üzerinde gereksiz baskı kurmanıza neden olabilir. Örneğin, kurumsal e-eğitimlere bakmaya gerek duymayacak kadar zeki veya kendini geliştirmiş yetenekleri kurumdan soğutabilirsiniz. Peki bu e-eğitimlerin hepsini tamamladığı halde birşey öğrenemeyenlere ne demeli? Burada bence hafiyelik peşinde koşmaktan olayın özünü kaçırabiliyoruz. Amaç ve araç karmaşası oluşuyor. Ölçülmesi gereken; eğitime katılıp katılmadığı değil, o bilgiyi ne kadar iyi bildiği ve işine ne kadar yansıtabildiği olmalıdır. Piyasada bulabileceğiniz LMS sistemlerinin birçoğu "raporlama" altyapılarıyla övünürler. Bu altyapının çoğunlukla kontrol takıntısı olan yöneticilerin taleplerine uygun hazırlanmış raporları içerebileceğini akıldan çıkarmayın. Size "gelişim" raporu yerine "kim suçlu" raporu veren eğitim destek teknolojilerinden uzak durun.

  • Bilgi heryerde. Anlatacağınız konuların benzerini anlatan onlarca videoya kısa bir Youtube araştırması ile kolayca ulaşmak mümkün. Ortalık bilgi çöplüğüne dönmüş durumda. Hiç kimse bilgiye ulaşımda sıkıntı yaşamıyor. Sadece, bu bilginin kontrollü bir şekilde faydaya dönüşmesi sürecinde sıkıntı var. Öğrencilerinizi bilgi çöplüğünden uzak tutup sizin vereceğiniz bilginin ışığıyla yol almalarını sağlamanız lazım.

  • Youtube çare değil. Birkaç video çektiniz ve Youtube kanalınıza attınız, sonrası? Müşteriyi buraya nasıl çekeceksiniz? Nasıl ödeme alacaksınız? Bu iş modeli sürdürülebilir olacak mı?

  • Değersizleştirme tuzağı. Eğitiminizi herkesin kolayca ulaşabileceği bir mecraya koymanız, değerinin olması gerekenden daha düşük algılanmasına neden olabilir. Bu tuzağa düşmeyin. Bunun yerine, birbirini tamamlayan farklı araç setlerinden yararlanın.

  • Rahatlık yok. Unutmayın, eğitim teknolojilerinden sonuna kadar faydalansanız bile iş yoğunluğunuz azalmayacaktır. Bilirsiniz bazen sırf kullandığımız teknolojileri ayakta tutabilmek için çalışırız. Günün birinde teknoloji mi bizim için çalışıyor, biz mi teknoloji için çalışıyoruz karışır. Bu da öyle birşey. "Eğitim teknolojisine yatırım yaptık ve işimiz rahatladı" diyen bir eğitmene rastlamadım.

  • Dikkat Ekonomisi. Sınıftayken bile öğretmene sadece 15dk odaklanabilen Z kuşağının online eğitimde size kaç dakika odaklanmasını bekliyorsunuz? Sizi ekran başında 10dk dinlerseler şanslısınız. Peki bunu kaç gün devam ettirebilirler? Gençlerin dikkatini çekecek, onları motive edecek oyunlar ve yarışmalarla eğitiminizin çekiciliğini arttırabilirsiniz.

  • Asenkron eğitim. Artık öğrencinizle aynı saat diliminde yaşamıyorsunuz. Eğitim programını herkes kendi zaman planına uygun olarak takip etmek istiyor. Artık aynı anda aynı yerde olma zorunluluğu olmadığına göre a-senkron zamanlamaya alışmanız lazım. Örneğin öğrencilerinizin bir kısmı dün anlattığınız konunun videosunu izlerken diğerleri bu bilgileri pekiştiren mobixa.net gibi bir oyunlaştırma platformunda birbirleriyle düello yaparak bilgilerini yarıştırabilir, yarın da yine sizin belirlediğiniz SINOY (sınav-oyun) ile bilgi seviyesi ölçümüne katılabilirler.

  • Senaryolaştırma. Eğitim materyallerinizi hazırlamaya iyi bir tekno-senaryo kurgusuyla başlamanız lazım. Eğitiminizi senaryolaştırmazsanız yaptığınız hazırlığın hakını vermemiş olursunuz.

  • Pekiştirme. Öğrenmeyi anlamlı kılan süreç, konuyu pekiştiren uygulama etkinlikleridir. Eskiden, sınıfta 40dk'lık ders saatinde bu pekiştirme sürecine en fazla 5dk ayırabilirdiniz. Uzaktan eğitimdeyse bu süreyi 30-35 dakikalara çıkarabilmek mümkün. Örneğin öğrencilere o gün anlattığınız konuları içeren bir bilgi yarışması açabilir, yarışmayı lider tamamlayan öğrenciyi bir sonraki videokonferansın yöneticisi yapacağınızı söyleyebilirsiniz.

  • Takım çantası. Uzaktan eğitim için kullanacağınız araçlar hazır mı? Takım çantanızı nasıl oluşturdunuz? Her bir aleti verimli şekilde kullanmayı biliyor musunuz?

  • Yetkinlik ve yine yetkinlik. Yeni normalde uzaktan verdiğiniz eğitimlerin tercih edilmesi için, verdiğiniz eğitimin akılda kalıcı olması lazım. Bunun için sahip olmanız gereken yetkinlikler hangileri? Bu yetkinliklere nasıl ulaşırsınız? Cevaplar sonraki blog yazısında.

  • Digital okur-yazarlık. Yeni normale uyum sağlamak için alışılagelmiş yöntemleri terk ederek digitalleşmeyi önce kendi beynimizde başlatmalıyız. Bilgisayar kullanmanız, internette gezinmeniz günümüz digital okur yazarlığı için yeterli yetkinlikler değil. Çok daha fazlasına sahip olmalısınız. Online eğitim araçlarını sular seller gibi kullanabilmeli, uzaktan sınav yapabilmeli, sınav sonuç raporlarını analiz edebilmeli, analizi öğrencilerinizin email adreslerine birkaç tıklamayla gönderebilmelisiniz. Kamera karşısında rahat olabilmeli, işinizle ilgili ilginç videoları kendiniz çekip yayınlayabilmelisiniz. Bu videoların izlenme oranlarını analiz ederek iyileştirmeye çabalamalısınız.

  • Rollerdeki değişime uyum sağlayın. Eskiden herşeye öğretmen karar verirdi. Yeni normaldeyse eğitimin süresine, zamanlamasına, frekansına öğrenci karar veriyor. Eğitmense materyal ve ortam seçimi yapıyor, içerik hazırlıyor, yönlendirme koçu olarak rol oynuyor.

  • Hayal gücünün önemi. Eğitimlerinizin içeriğini hayal gücünüzle zenginleştirmelisiniz. Eğitminiz, farklı açılardan bakan değişik uygulamalarla ne kadar dikkat çekerse o kadar akılda kalacaktır. Ve böylece öğrenciyi oyunda tutabilirsiniz..

  • "Tek tık" efsanesi. Eğitim veren, eğitimin akılda kalmasını sağlayan, takip ve geribildirim yapan, sonrasında da gelişim envanteri hazırlayan bir tuş halen yok. Bu tuş bulunmuş olsaydı herkes kullanırdı, eğitmene gerek kalmazdı.

Son söz

Hiçbir teknoloji eğitmenin yani sizin yerinizi alamaz. Ama teknolojiyi iyi kullanan rakipleriniz yerinizi alabilir.


Bunları bildiklerinde pandemi imtihanından rahatlıkla geçeceklerine inandığım sevgili eğitmenlerimize sonsuz saygılarımla.


Mehmet Akgün


Mobixa bir MADE Danışmanlık Eğitim Teknoloji AŞ ürünüdür.

© 2020 Mobixa